Tahta Bir Sandalye -1-

POSTED IN BLOG | TAGS : , , 13 Şubat 2012

“Bugün hava kapalı gelmezler” dedi yaşlılardan birisi.  Konuşmaları uğultuları ayaklarının altında sürüklenen yapraklarla birlikte gökyüzüne doğru yükseliyordu. Çok şey görmüşlerdi. Çok savaşa, çok yıkıma tanıklık etmişlerdi. Bir sürü adam doğmuştu ve ölmüştü. Çoğunun ayaklarının dibinde oynamıştı bir sürü çocuk, kollarına tırmanmışlardı. Hatta iki üçü tanesi bir olup çoğunun beline dolanmıştı. Rüzgar çok sert esiyordu. Dün güneş gözümüzü alırken bugün bulutların arkasına gizlenmiş bekliyordu. “Gelmeyecekler” dedi yine yaşlılardan birisi. Tam da bu zamanlarda gelirlerdi hep. İhtiyar bu kez yanılmıştı. Yağmur başlamadı, güneş bulutların arkasından kendini gösterdi. Mevsim dönüyordu artık, birçoğu umudunu yağacak olan birkaç damla yağmura bağlamıştı biraz daha ayakta kalmak için.

Çok geçmeden, beklenen oldu. Büyük ve gürültülü makinalar yaklaşıyordu, yine uğultular başladı. Dizlerine kadar sarı çizmeler geçirmiş adamlar toprağı yararak, üzerimize doğru geliyorlardı ellerindeki kesici, bölücü ve ayırıcı bilimum aletlerle. Kaçmak mümkün değildi. Esaretimiz, özgürlüğümüzün başladığı yerde başlıyordu. Ne paradoks ama. Biraz büyüdüğümde anlamıştım kollarımın uzandığı her yere gidemeyeceğimi. Çok başka şeylerdi ikisi de. Üzerimize doğru geliyorlardı. İyice yaklaştılar. Yaşlıların ve makinaların giderek yükselen sesinden ne konuştuklarını anlamıyordum. Bir tanesi diğerlerinin yanından ayrılarak üzerime doğru gelmeye başladı. Elindeki testere çok heybetliydi. Devamlı kulağını çekiyordu adam, testerenin de canı yanıyor olacaktı ki o çektikçe daha kuvvetli bağırıyordu. Göz göze geldik, elindekini kaldırarak tam orta yerime sapladı. Canım ilk kez bu kadar çok yanmıştı. Yavaşça arkaya doğru devrildiğimi farkettim. Büyük bir gürültüyle devrildi arkamdaki ihtiyar, yapraklar ayaklanmıştı. Ona bakarken yere iyice yaklaştım, kollarım kırılıyordu. Büyük bir gürültüyle ben de devrildim hemen ihtiyarın ayaklarının dibine. Tıpkı o çocuklar gibi. Makinalar sustu, uğultu kesildi. Kısa süren sessizliğin ardından birileri geldi. Omuzlarda taşınıyorduk birer savaşçı gibi. Kasası açık bir kamyonetin arkasına salıverdiler savaşçıları. Güneş parlıyordu. Hiç bilmediğimiz bir yere gidiyorduk. Kollarım arkada kalmıştı. Esaret belki de sandığımız gibi bir şey değildi…

Loading